جميع الفئات
اختر اللغة
اختر العملة
TL
USD
EUR
Modernization and Societal Sciences in the Muslim World - Modernization and Societal Sciences in the Muslim World
(0)
Stokta Var
%40
خصم
156,16
TL
توفير
390,40
TL
234,24
TL
اضف الى السلة
الدفع بالتحويل البنكي / EFT
وفّر 2% إضافية على سعر البيع
سعر التحويل
229,56TL
كويت تورك
5 أقساط بسعر النقد
للمشتريات فوق 1.000 TL
وقف بنك
تقسيط بدون فرق السعر
للمشتريات فوق 10.000 TL
| الباركود | 9786257249218 |
| المؤلف | Recep Şentürk - |
| دار النشر | İbn Haldun Üniversitesi - جامعة ابن خلدون |
| موضوع الكتاب | FEN BİLİMLERİ |
جمعسعر التنبيه
التاريخ المقدر للتسليم في الشحن 18.09.2026
معلومات مميزة
Modernization and Societal Sciences in the Muslim World - Modernization and Societal Sciences in the Muslim World
Ürün Açıklaması
لكل حضارة طريقتها الخاصة في فهم الفعل الإنساني (العمل) وتفسيره، وفي معالجة المشكلات الاجتماعية وحلّها. ومن هذا المنظور يمكن القول إن لكل حضارة علومها الاجتماعية الخاصة بها. ويُعَدّ الفقه والعلوم الاجتماعية مثالين لعلمَين اجتماعيَّين ينتميان إلى حضارتين مختلفتين، هما الحضارة الإسلامية والحضارة الغربية على التوالي.ويتمحور موضوع هذين التقليدين العلميَّين حول الفعل الإنساني. فقد عالج الفقه المشكلات الاجتماعية في المجتمعات الإسلامية، بينما تولّت العلوم الاجتماعية هذا الدور في المجتمعات الغربية. غير أنّه منذ القرن التاسع عشر شهدت المجتمعات الإسلامية صراعًا وتفاعلًا مكثفًا بين هذين التقليدين، حيث سعت العلوم الاجتماعية الغربية إلى اقتحام المجال الذي كان يشغله الفقه تاريخيًا ومحاولة القيام بوظائفه.وعند دراسة التحولات الاجتماعية في المجتمعات الإسلامية خلال القرنين الأخيرين، يتبيّن أن حركات التغريب انصبّ اهتمامها أساسًا على المؤسسات والعلاقات الاجتماعية. إلا أنّ فهم هذه التحولات لا يمكن أن يتمّ بمعزل عن الأسس الذهنية والثقافية التي تقوم عليها تلك المؤسسات والعلاقات.ولا يمكن إدراك أوجه الاختلاف بين الفقه والعلوم الاجتماعية، ولا وظائفهما، إلا من خلال مقارنة حضارية شاملة؛ فالفقه ثمرة الحضارة الإسلامية، في حين أن العلوم الاجتماعية نتاج الحضارة الغربية. وكما يبيّن ابن خلدون، فإن العلم أحد مظاهر الحضارة، وهو من موضوعات علم العمران. ومن ثمّ، فإن فهم التحولات التي تطرأ على العلوم يقتضي أوّلًا فهم التحولات التي تطرأ على الحضارات التي تنتمي إليها تلك العلوم.
Her medeniyet, insan fiilini (amel) anlama, açıklama ve toplumsal sorunları çözme biçimini kendi düşünce dünyası içinde geliştirir. Bu açıdan bakıldığında her medeniyetin kendine özgü “toplumsal bilimleri” olduğu söylenebilir. Fıkıh ile sosyal bilimler, sırasıyla İslam medeniyeti ve Batı medeniyetine ait iki farklı toplumsal bilim geleneğini temsil etmektedir.Bu iki ilmî geleneğin ortak konusu insan fiilidir. Müslüman toplumlarda toplumsal sorunlar tarih boyunca fıkıh aracılığıyla ele alınmış ve çözümlenmiş; Batı toplumlarında ise bu işlevi sosyal bilimler üstlenmiştir. Ancak 19. yüzyıldan itibaren, Müslüman toplumlarda bu iki gelenek arasında yoğun bir etkileşim ve mücadele yaşanmıştır. Batı menşeli sosyal bilimler, fıkhın tarihsel olarak işgal ettiği alanlara nüfuz etmiş ve onun toplumsal işlevlerini üstlenmeye çalışmıştır.Son iki yüzyıldaki toplumsal dönüşümler incelendiğinde, Batılılaşma hareketlerinin özellikle toplumsal kurumlar ve ilişkiler üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bununla birlikte, toplumsal kurumların dayandığı zihnî ve kültürel temeller dikkate alınmadan Batılılaşma sürecinin sağlıklı biçimde anlaşılması mümkün değildir.Fıkıh ile sosyal bilimler arasındaki farklılaşma noktalarını ve bu iki toplumsal bilimin işlevlerini kavrayabilmek, ancak medeniyetler düzeyinde karşılaştırmalı bir analizle mümkündür. Zira fıkıh İslam medeniyetinin, sosyal bilimler ise Batı medeniyetinin ürünüdür. İbn Haldun’un da ifade ettiği üzere ilim, medeniyetin bir parçasıdır ve ‘umran ilminin konuları arasında yer alır. Bu sebeple, bilimde meydana gelen değişimleri anlamak, büyük ölçüde dayandıkları medeniyetlerdeki dönüşümleri anlamayı gerektirir.
Each civilization develops its own way of understanding human action (‘amal) and of explaining and resolving social problems. From this perspective, every civilization may be said to possess its own societal sciences. Fiqh and social sciences represent two such societal sciences belonging to two different civilizations: the Islamic civilization and the Western civilization, respectively.The primary subject of both traditions is human action. In Muslim societies, social problems were historically addressed and resolved through fiqh, whereas in Western societies this role has been fulfilled by social sciences. However, since the nineteenth century, Muslim societies have experienced an intense interaction and struggle between these two scientific traditions. Western social sciences gradually penetrated the domain historically occupied by fiqh and sought to assume its social functions.An examination of social change in Muslim societies over the last two centuries reveals that Westernization movements have focused predominantly on social institutions and social relations. Yet, it is not possible to understand Westernization without considering the mental and cultural foundations upon which these institutions and relations are constructed.Understanding the points of divergence between fiqh and social sciences, as well as the functions of these two societal sciences, requires a civilizational-level comparison. Fiqh is a product of the Islamic civilization, while social science emerged from the Western civilization. As emphasized by Ibn Khaldun, science constitutes one aspect of civilization and thus falls within the scope of the discipline of ‘umrān. Consequently, to comprehend transformations in science, one must first understand the changes in the civilizations upon which these sciences largely depend.
Kitap Konusu : FEN BİLİMLERİ - الفنون
Tahkik : - - Katkı:
Tahkik 2 : - - Katkı:
Yayın Şehri : İstanbul - إسطنبول
Sayfa Türü : şamua - ورق شاموا
Stok Kodu : AA-014.1389.002
Cilt Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 131
Baskı Yılı : 2021
Kitap Ebadı : 17 x 24 cm
Kitap Ağırlığı : 260 Gr
لكل حضارة طريقتها الخاصة في فهم الفعل الإنساني (العمل) وتفسيره، وفي معالجة المشكلات الاجتماعية وحلّها. ومن هذا المنظور يمكن القول إن لكل حضارة علومها الاجتماعية الخاصة بها. ويُعَدّ الفقه والعلوم الاجتماعية مثالين لعلمَين اجتماعيَّين ينتميان إلى حضارتين مختلفتين، هما الحضارة الإسلامية والحضارة الغربية على التوالي.ويتمحور موضوع هذين التقليدين العلميَّين حول الفعل الإنساني. فقد عالج الفقه المشكلات الاجتماعية في المجتمعات الإسلامية، بينما تولّت العلوم الاجتماعية هذا الدور في المجتمعات الغربية. غير أنّه منذ القرن التاسع عشر شهدت المجتمعات الإسلامية صراعًا وتفاعلًا مكثفًا بين هذين التقليدين، حيث سعت العلوم الاجتماعية الغربية إلى اقتحام المجال الذي كان يشغله الفقه تاريخيًا ومحاولة القيام بوظائفه.وعند دراسة التحولات الاجتماعية في المجتمعات الإسلامية خلال القرنين الأخيرين، يتبيّن أن حركات التغريب انصبّ اهتمامها أساسًا على المؤسسات والعلاقات الاجتماعية. إلا أنّ فهم هذه التحولات لا يمكن أن يتمّ بمعزل عن الأسس الذهنية والثقافية التي تقوم عليها تلك المؤسسات والعلاقات.ولا يمكن إدراك أوجه الاختلاف بين الفقه والعلوم الاجتماعية، ولا وظائفهما، إلا من خلال مقارنة حضارية شاملة؛ فالفقه ثمرة الحضارة الإسلامية، في حين أن العلوم الاجتماعية نتاج الحضارة الغربية. وكما يبيّن ابن خلدون، فإن العلم أحد مظاهر الحضارة، وهو من موضوعات علم العمران. ومن ثمّ، فإن فهم التحولات التي تطرأ على العلوم يقتضي أوّلًا فهم التحولات التي تطرأ على الحضارات التي تنتمي إليها تلك العلوم.
Her medeniyet, insan fiilini (amel) anlama, açıklama ve toplumsal sorunları çözme biçimini kendi düşünce dünyası içinde geliştirir. Bu açıdan bakıldığında her medeniyetin kendine özgü “toplumsal bilimleri” olduğu söylenebilir. Fıkıh ile sosyal bilimler, sırasıyla İslam medeniyeti ve Batı medeniyetine ait iki farklı toplumsal bilim geleneğini temsil etmektedir.Bu iki ilmî geleneğin ortak konusu insan fiilidir. Müslüman toplumlarda toplumsal sorunlar tarih boyunca fıkıh aracılığıyla ele alınmış ve çözümlenmiş; Batı toplumlarında ise bu işlevi sosyal bilimler üstlenmiştir. Ancak 19. yüzyıldan itibaren, Müslüman toplumlarda bu iki gelenek arasında yoğun bir etkileşim ve mücadele yaşanmıştır. Batı menşeli sosyal bilimler, fıkhın tarihsel olarak işgal ettiği alanlara nüfuz etmiş ve onun toplumsal işlevlerini üstlenmeye çalışmıştır.Son iki yüzyıldaki toplumsal dönüşümler incelendiğinde, Batılılaşma hareketlerinin özellikle toplumsal kurumlar ve ilişkiler üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bununla birlikte, toplumsal kurumların dayandığı zihnî ve kültürel temeller dikkate alınmadan Batılılaşma sürecinin sağlıklı biçimde anlaşılması mümkün değildir.Fıkıh ile sosyal bilimler arasındaki farklılaşma noktalarını ve bu iki toplumsal bilimin işlevlerini kavrayabilmek, ancak medeniyetler düzeyinde karşılaştırmalı bir analizle mümkündür. Zira fıkıh İslam medeniyetinin, sosyal bilimler ise Batı medeniyetinin ürünüdür. İbn Haldun’un da ifade ettiği üzere ilim, medeniyetin bir parçasıdır ve ‘umran ilminin konuları arasında yer alır. Bu sebeple, bilimde meydana gelen değişimleri anlamak, büyük ölçüde dayandıkları medeniyetlerdeki dönüşümleri anlamayı gerektirir.
Each civilization develops its own way of understanding human action (‘amal) and of explaining and resolving social problems. From this perspective, every civilization may be said to possess its own societal sciences. Fiqh and social sciences represent two such societal sciences belonging to two different civilizations: the Islamic civilization and the Western civilization, respectively.The primary subject of both traditions is human action. In Muslim societies, social problems were historically addressed and resolved through fiqh, whereas in Western societies this role has been fulfilled by social sciences. However, since the nineteenth century, Muslim societies have experienced an intense interaction and struggle between these two scientific traditions. Western social sciences gradually penetrated the domain historically occupied by fiqh and sought to assume its social functions.An examination of social change in Muslim societies over the last two centuries reveals that Westernization movements have focused predominantly on social institutions and social relations. Yet, it is not possible to understand Westernization without considering the mental and cultural foundations upon which these institutions and relations are constructed.Understanding the points of divergence between fiqh and social sciences, as well as the functions of these two societal sciences, requires a civilizational-level comparison. Fiqh is a product of the Islamic civilization, while social science emerged from the Western civilization. As emphasized by Ibn Khaldun, science constitutes one aspect of civilization and thus falls within the scope of the discipline of ‘umrān. Consequently, to comprehend transformations in science, one must first understand the changes in the civilizations upon which these sciences largely depend.
Kitap Konusu : FEN BİLİMLERİ - الفنون
Tahkik : - - Katkı:
Tahkik 2 : - - Katkı:
Yayın Şehri : İstanbul - إسطنبول
Sayfa Türü : şamua - ورق شاموا
Stok Kodu : AA-014.1389.002
Cilt Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 131
Baskı Yılı : 2021
Kitap Ebadı : 17 x 24 cm
Kitap Ağırlığı : 260 Gr
| أبعاد | أبعاد | |
|---|---|---|
| ثقل | : | 1 |
تبادل
USD : 48.8
EUR : 55.939
SAR : 13.0544




